"Enter"a basıp içeriğe geçin

Allah, ilah, tanrı.

 Tanrı, Türkçedir; hakiki ve öz bir Türkçe kelime. Aslı “tengri” olan kelime fonetiğin anadil zevkine peyk tarihi değişimi ile bugünkü halini almış bulunmaktadır. Tanrı kelimesi bir sıfat, dahası tasnif etme işlevini görür. Gök Tanrı, Toprak yahut Su Tanrısı, hatta Tanrıçası, dahası şunun tanrısı, bunun tanrısı gibi uzatılabilecek misallerden de bellidir. Kelimenin yalın halde ve baş harfinin büyük yazımı ile kendisine bir şahsiyet atfedilmeye çalışılıp bir özel isim olarak biçildiğini, günümüzde, çok görürüz. Bu elbette yanlış, dahası kasıtlıdır.
 İlah kelimesi tanrı sözcüğünün tam manasını teşkil eder. Biri Türkçe iken diğeri Arapçadır. İki kelime de tasnif işlevindedir; tek başına kullanıldığında muğlaklık peyda olur. Sıfattır ve bir şahsi hüviyeti yoktur. Farklı manalar veriliyor olsa da özeti: Yaratabilen, üstün kudret sahibi vs. (-Arapça- Rab kelimesi de bu manadadır.)
 Allah lafzı ise bir özel isimdir. Bir ve en yüce olan, alemlerin rabbi olan, eşi ve benzeri olmayanın ifadesi, dahası Onun adıdır. “Allah’tan başka ilah yoktur” ile “Allah’tan başka tanrı yoktur” cümleleri elifi elifine aynı manadadır. Buradaki maksat, onun bir olduğuna inanmaktır.
 Günümüzde tanrı kelimesini bir kısım itikadsizliğini beyan etmek için, bir kısım adeta taptıkları “şuursuz” bir Türkçülük adına, bir kısım da lügate bakmamaktan kaynaklanan cehaletleri üzerine kullanırlar; bunların tamamı da şamil olabilir.
 Bizim İslam’ı kabulümüz ile katlanıp kenara koyulan tanrı kelimesi, Cumhuriyetimizin ilk safhalarında, hatta daha evvelindeki Yeni Lisan hareketiyle, artık uykuya doyan gözlerini açmış, evvelce saydığım sebeplerden ötürü bazı edebiyat erleri tarafından kullanımı ile hızla dillerde münteşir olmuş ve yaban tarzı samimileşmiştir.
 Elbette bu kelimeyi kullanmakta bir mahzur yoktur. Lakin bunun kasıtlı olan tarafı, dilleri Allah’ı zikretmekten uzak tutmasıdır. Dahası Onu tanımazlıktan gelmektir; bu küfürdür. İnanan insan ellerini duaya kaldırdığı vakit, Tanrım… değil, Allah’ım… demelidir. Kendisine adıyla, hatta, güzel isimleriyle hitap etmemizi emreden -Araf, 180- Yaradan’a, yapılan bu aksi hareket, bir nankörlük ve yine diyeceğim gibi, Onu tanımazlıktan gelmektir. Bu İslam’a ters, Müslümanlığa ise yakışıksızdır. Meşum bir kasıt daha: Allahü Ekber, “Tanrı uludur (büyüktür)” demek değil, “Allah en büyüktür” demektir. Burada da bahsettiğim üçüncü haldeki yanlışı görürüz, halk arasında.
 Mekteplerimizde okuma yazma dışında hakkıyla Türkçe öğretilmediği için gençlerimiz dil cahilidir. Bunları öğretmek her ana babanın vazifesidir. Belki haneye bir “lügat” alınmalıdır.
 Müslüman olmayan kimseler için bu bahis üzerine diyeceğim bir şey yoktur. Başka inanç sahipleri için de burada bir şey demek lazım gelmez.
 Hülasa: Allah tanrıdır, ilahtır. Müslüman, ilkin Onun bir ve tek olduğuna iman edendir. Yalnızca tanrı veya ilah demek, tevhit etmekten uzaktır. Tekrar diyeceğim gibi, tanımazlıktan gelmektir.

 Halil ESEN

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir